Murat işe yeni başlamıştı. İş arkadaşlarıyla tanışmaya, kaynaşmaya çalışıyordu. Kahve molalarında bir araya geldiklerinde sohbet ediyorlardı. Arkadaşları Murat’ın sık sık şekerli ürünler tükettiğini görüyorlardı. Murat’a sorduklarında ‘’ Şeker hastasıyım, şekerim düştükçe bu tarz şekerli ürünler tüketiyorum, bana iyi geliyor’’ demişti. Öğlen yemeğe gittiklerinde Murat mutlaka yemek sonrası baklava, künefe v.b gibi şerbetli bir tatlı yerdi. Kahve zincirinden kahve aldıklarında veya ofise söylediklerinde kahvesini kremalı, ekstra soslu, bol şekerli olarak tercih ediyordu. Masasında sürekli atıştırdığı şekerlemeler, çikolatalar olurdu. Murat’ın şeker hastası olduğunu söylemesine rağmen bu kadar yoğun şekerli gıda tüketmesine anlam verememişlerdi.

Son derece masum görünen ve normalleşmiş olan şeker beynimizde sandığımızdan daha güçlü bir etki oluşturur. Özellikle beynin “ödül sistemi” dediğimiz bölgesi hem şekerli yiyecekler hem de bazı bağımlılık yapan maddeler tarafından tetiklenmektedir.
Dopaminin gelişi yiyip içtiğinden, yapıp ettiklerinden bellidir!
Beynimizde haz, motivasyon ve tekrar etme isteğiyle ilgili bir sistem vardır. Bir şey yaptığımızda ve bu bizi iyi hissettirdiğinde, beynimiz dopamin adlı bir hormon salgılar. Şekerli bir gıda tüketildiğinde de bu sistem aktifleşir ve dopamin salınımı artar. Dopamin sadece “mutluluk hormonu” değildir. Aynı zamanda beynimize şunu söyler:
“Bu çok güzeldi, bundan haz aldım ve bu davranışı tekrar et.”
Şekerli bir yiyecek yediğimizde de bu sistem uyarılır, dopamin artar. O davranışı öğrenmesine ve tekrar istemesine yol açar. Bu yüzden insan canı sıkıldığında, stresliyken ya da yorgunken, şekerli bir şeyler tüketme isteği yaşar.
Şeker ile bağımlılık yapıcı maddelerin beynin aynı merkezini uyardığı ile ilgili çalışmalar vardır.Her iki uyaran da ödül algısı oluşturarak benzer bölgeleri harekete geçirir. O zaman şu sonuca varılabilir, normalleşmiş olan ödül niteliğindeki şeker tüketimi ile bağımlılık yapıcı maddelerin kişiye hissettirdikleri benzerlik göstermektedir.
Yerine bir şey koyma!
Bir bağımlılıktan iyileşme sürecindeki kişilerdeki dikkat çekici bir durum da şudur; Özellikle bağımlılık yapan bir madde bırakıldığında, yerine başka bir şey koyma isteği ortaya çıkabilmektedir. Bunun nedeni, beynin azalan “ödül” sinyalini başka bir kaynakla telafi etmeye çalışmasıdır. Yani beyin, eski uyarıyı bulamayınca yeni bir kaynağa yönelir.
Murat’a arkadaşları şeker hastası olmasına rağmen neden bu kadar şeker tükettiğini sormuşlardı, Murat çok sinirlenmişti. Bir daha da bu konuyu açmadılar.
Alışkanlığın getirdikleri!
Beyin, yapısı gereği deneyimlere göre yeniden şekil alır. Beyin sürekli aynı uyarıyı aldığında zamanla buna alışır. Eğer ödül sistemi sık sık ve yoğun şekilde uyarılırsa, aynı haz duygusunu yaşamak için daha fazla uyaran tüketme ihtiyacı doğar. Her türlü bağımlılığın çıkış noktası da bu olur.
Şeker normalleşmiş önemli uyaranlardan biridir. Etkileri sadece haz merkeziyle sınırlı değildir. Aşırı şeker tüketiminin, duyguları aktifleştirerek öğrenmeyi, deneyimlerden sonuç değerlendirmesi yapabilmeyi olumsuz etkiler. Bu da beslenme alışkanlıklarının sadece kilo veya metabolizma değil, beyin sağlığı açısından da önemli olduğunu gösterir.
Sonuç olarak şeker;
- Beynin ödül sistemini güçlü biçimde harekete geçirir,
- Bu da davranışı tekrar etme isteğini artırır,
- Davranışı tekrar ettikçe etkisi azalır,
- Etkisi azalan davranışı tekrarlamakla süreç bağımlılığa doğru gider.
İlerleyen dönemlerde Murat ofiste sık sık ortadan kaybolmaya başladı, sorduklarında ‘’Lavabodaydım’’ diyordu. Bir süre sonra sık sık işe geç gelmeye başladı. Hatta son birkaç gündür hiç işe gelmemişti. Bir süre sonra öğrendiler ki, Murat madde bağımlılığı ile mücadele ediyordu. Birkaç gün önce ailesi bağımlılıkla mücadele için bir merkeze yatırmıştı.
Sakınmamız gereken normalleşmiş daha neler var acaba?
“Şeker Sen Bize Ne Yapıyorsun?” için 35 yanıt
-
canımızın sıkılması çok güzel bir şey, insan can sıkıntısını gidermek için tüm bunları yapar oysa ki…
-
İnsanın canı sıkılınca yaptıklarına bir göz gezdirmesi gerek o halde.
-
-
Sakınmada Ustalık seminer öncesinde ben de Murat gibi hissediyordum 🙂 Ama insanın Sakınmaya bir girişi var bir de yükselişi çıkmak o lezzeti bir kere yakaladığında bir daha çıkmak istemiyor çıksa da hemen geri sakınmasına koşuyor sakınma insana umut gücü yeniden ayağa kalkma gücü veriyor ya “mücadele edebilirim yeniden ayağa kalkabilirim” demek çok kıymetli:)
-
İnsan sakındıkça güçleniyor,katılıyorum
-
Ne güzel.. sakınmak disiplini de beraberinde getiriyor… İnsanın kendine verdiği değeri kıymeti artırıyor 🙂
-
-
Baktığımızda etrafımızdaki insanların çoğunun mutsuz olduğunu görüyoruz. Mutlu olmak için sürekli dışarıdan birşeyler alıyorlar takviye yapıyorlar. Alışveriş, tatlı, eğlence…. Ama yetersiz geliyor o anda mutlu ediyor ama sonradan işler hep aynı şekilde devam ediyor. Bağımlılığa giderkende aynı süreç işliyor anladığım kadarıyla… Şekere bağımlıyım ama aslında daha fazlasına ihtiyacım var gibi…
-
Ufacık bir şekerden başlayan öykü nerelerde bitebiliyor..
Basit gördüğümüz, ufacık bir tatlı alt tarafı ne var dediğimiz yerlere bakmamız gerek..
Hazzı tekrar etme isteği bağımlılığımızın çıkış noktası. Çok kilit bilgi bu.-
Çok doğru bir tespit; insanı düşündüren bir detay.Bazı kapılar sessizce açılıyor, fark ettiğimizde alışkanlık olmuş oluyor.
-
Basit gördüğümüz yerden sınanıyoruz.
-
“Bundan ne olacak ki?” dediğimiz ve yanıldığımız çok konular oldu. Basit gördüğümüz şey gerçekten basit miydi.?
-
-
Gerçekten küçümsediğimiz, bir lokmadan bir şey olmaz dediğimiz şeker yüzünden düşünemez, hareket edemez hale gelebiliyor insan. O ufacık lokma insanın hayatını hapis hale getiriyor. Özgürlüğünü ele alıyor. O haz duygusu geldiğinde zıttına hareket etmek çok önemli. Yoksa arttıra arttıra yetmez hale geliyor, üzerine başka bağımlılıklar ekleniyor.
-
Şeker yemeyi o kadar basit o kadar normal görüyoruz ki “ne olacak sanki” diyoruz. Oysa dediğiniz gibi hazzı tekrar etme isteğimiz burda mühim olan.
-
Bir davranışın masum olduğunu neye göre belirliyoruz acaba.? Hazlarımız bizi yönetiyor sanki🧐
-
-
-
Bir bağımlılık sürecine nasıl varıldığını öykü bize gösteriyor. İnsan şekere bağımlı olabileceğini hiç düşünmüyor.
-
İnsan her şeyi o kadar normal görüyor ki.. bağımlı olduğu şeylere bağımlı olduğunu da asla düşünmüyor.. şeker çok masum görünüyor ama zararlı şeylerde de “ben istersem bırakırım ama tadını seviyorum” cümlesi dillere pelesenk olmuş… Ne acı :/
-
İstesem bırakırım diye düşündüğümüz bir sürü bağımlılık var sanırım
-
Nasıl da masum görüyor insan bazı şeyleri
-
-
-
Çok masum hatta sevimli görünen şekerin altındaki gizli tehlike.. bağımlılık!
Kim düşünür ki bu masum çocuk eğlencesinin varacağı nokta kişinin hayatına mâl olsun…-
Şeker gerçekten de en tatlı zehir… Beynin çalışma sistemi ne kadar da bugüne kadar bildiğimizin disindaymis….
-
Aynı zamanda şeker vücudumuzdaki kötü hücreleri besleyen bir zehir
-
-
-
Beyin, yapısı gereği deneyimlere göre yeniden şekil alır.
öğrenme sisteminin de bir parçasını oluşturan bu sıstemın şeker konusunda bu kadar etkin olacağını düşünmemiştim
-
Şekeri insan bırakınca anlıyor insana neler yaptığını. Kendimizi keyifle zehirlemişiz. Bırakılması zor ama imkansız değil. Doğru bir strateji ile kesinlikle mümlün.
Ve insan anlıyor ki daha ne kadar çok bağımlılığım varmış. -
Bu ödül sistemi aslında bıçak gibi, nasıl kullandığı o kadar önemli ki… Doğru kullanıldığında insanı çok çok ileri taşırken yanlış yönde kullanıldığında kişiyi bağımlılıklardan bağımlılıklara sürüklüyor.
-
Çok masum gubi duruyor şeker. Çikolata mutluluk verir gibi reklamlar yapılıyor. Doğru mutluluk veriyor ama geçici bir mutluluk. Sonu acı ile biten…
-
O geçici mutluluktan sonra olanları göstermiyorlar işte. Bizim mutluluk anlayışımızı bozuyor o geçici mutluluklar…
-
-
İnsan bu kadar tatlı birşeyin bagımlilıga yol acacağını düşünemiyor
-
“Sakınmamız gereken normalleşmiş daha neler var acaba?“
İhtiyaçtan çok haz için yapılan alışveriş de şeker gibi aynı döngüye girer.
Satın alma anı ödüldür. Sonrası kısa sürede etkisini kaybeder ve tekrar alışveriş isteği doğar.-
Aynen öyle. Ve sadece kıyafet alışverişi de değil. İhtiyacımız olmadan, o hazzı yaşamak için aldıklarımızı bir düşünsek neler neler çıkar…
-
-
Sürekli şeker yedirdiğimiz çocukların yanmızda sakince oturup bir de mutlu olmasını beklemek biraz anlamsız oluyor sanırım. Dopamin sen neymişsin?
-
Kocaman halimizle bizler tatlı bir şey yiyelim de enerjimiz yerine gelsin diyoruz, zaten enerji deposu olan çocuklardan o kadar şeker yedikten sonra da oturmalarını bekliyoruz…
-
-
Şeker deyip geçmemek gerekiyormuş. Kaleminize sağlık
-
Endüstriyel tüketim dünyasında şeker her tarafımızı o kadar çepeçevre sarmış ki. Görünür görünmez ama neredeyse paketli her yiyeceğin içinde şeker var. Şekerim biz ne tahribatlar oluşturduğunuz bırakınca anlıyoruz.
-
İnsanın vazgeçemediği şeker isteği beyindeki ödül sistemini nasılda etkiliyor…
-
İnsanın vazgeçemediği şeker isteği beyindeki ödül sistemini nasılda etkiliyor…
-
Can sıkıntısı deyip geçmeyecekmişiz meğer.O zaman yaptıklarımız alışkanlık haline gelebiliyormuş meğer .
Bir yanıt yazın