– “Ooo bizim hatun tribal enfeksiyon geçiriyor yine. Hiç gözüne gözükmemek lazım. Anlamıyorum ki derdi ne. Sanki sabah kalkıp işe giden ben değil de o. Sabahın ayazında, egzoz dumanı arasında servis bekleyen de o. Allah bilir yine neyi taktı kafaya. Neyse ben hiç ses çıkarmayım, en iyisi ölü taklidi yapmak…”
– “Şuna bak şuna hiç umurunda mıyım? Ha varlığım ha yokluğum. Gece boyu iki saatte bir uyan, çocuk doyur. Sabah kalk okula hazırla, okula bırak. Gel, ev işini yap, yemek yap. Daha hiç oturmadan tekrar okuldan al. Gel eve kalan ütüyü yap, sofra hazırla. Bütün bunları sol kolunda 9 aylık bir bebekle yap. Ona sorsan bütün gün evde ne iş yapıyorsun der. Bu hayatta ev hanımı olmak vardı der. Kendi kapının önünden servis alsın. Gitsin masa başı işine, çayı ayağına gelsin. Sonra akşam çok yoruldum, kafam şişti.”
Tanıdık geldi mi bir yerlerden?
Her insan benzer problemlerde dolanır durur.
Ama tartışarak bir sonuca varamayacağını unutur.
Çünkü insan sever kendini haklı çıkarmayı.
Kendi penceresinden bakmayı.
Hiç düşünmez onun da haklı olduğu payı.
Her insan anlaşılmak ister.
Yaptığı fedakârlık görülsün ister.
Sevilmek, saygı duyulmak ister.
“Birileri de beni görsün beni fark etsin ister.
Peki insan kendi görülmek isterken karşısındakini görebildi mi?
Karşısındakinin yaptığı fedakârlığı anlayabildi mi?
İnsan gerçekten irdelemeyi öğrenebildi mi?
Doğruyu, yanlışı, siyahı, beyazı ayırt edebildi mi?
Ateşi su, suyu ateş olarak gördüğünde, gerçeği arayabildi mi?
Sorulsa insanların çoğu adaletli olduğunu söyler…
Peki kendi yapıp ettiklerine odaklanırken, aynı hassasiyeti karşı tarafa gösterebildi mi?
Keşke insan daha hassas düşünebilseydi.
O zaman belki;
Kendi yemek yaparken yemeğinin malzemelerini de eşinin aldığını bilip hakkını verirdi.
Kendi işe giderken bir gün bile akşam boş sofraya oturmadığını bilip eşinin hakkını verirdi.
Biri evde çocukları yetiştirmeye uğraşırken, diğerinin dışarıda mücadele verdiğini anlardı.
İnsan tek taraflı baktığında birçok detayı kaçırır.
Aynı bir resme bakmak gibi…
Elindeki bir kâğıt parçası. Ama içeriği aslında çok daha fazlası…
O resimde o gün yaşananlar vardır.
O resimde o gün ki üşüme vardır.
O gün ki gülüşmeler vardır.
O gün ki kavgalar vardır.
Düz bakmış olsa sadece bir kâğıt parçası ama aslında çok daha fazlası…
İnsan da öyle…
Ona da öyle bakmalıydı
Herkes gibi bir insan ama arkasında çok daha fazlası…
Neye rağmen neyi yaptığına bakmalı
Nasıl yaptığına bakmalı.
Yüzünde hala tebessüm, omuzlarında yük…
Hassas irdeleme gerektirir ilişkiler.
Hassasiyet gerektirir duygu ve düşünceler.
Gerçeği açığa çıkarmak için bu kadarı yeterliydi
Boş kâğıt parçası sadece bakmayan içindi…
Dikkatlice bakıp anlamak isteyene,
İçindekiler destanın ta kendisiydi…
“Kâğıt Parçası” için 39 yanıt
-
İnsan önce kendi yaptığı fedakarlıkları görüyor haliyle ama karşıdakinin de fedakarlıklarını görmek ilişkide daha sakin kalmayı sağlayacak demek ki. Yoksa hayatın olur sana kavgalarla dolu bir “kayıt parçası”
-
Evet kendini görüyor. O kadar kendi penceresinden bakıyor ki bir süre sonra ilişkisinde adaleti sağlayamayan tarafa dönüşüyor. Ben çocuğumu büyütürken uyumadım ama o da çalıştı binlerce insanla uğraştı diyemediğinde ilişkiler bozuluyor.
-
Karşılıklı adaletle algılamak, karşındakini anlamak ve aynı şekilde anlasilabilmek ne kadar da kıymetli…
-
-
Sakin kalabilmenin formülü karşı tarafı anlamak diyebilir miyiz o zaman?
-
Kesinlikle, önce kendimizden çıkmak ve karşı tarafın penceresinden de kendimize bakmak. Onun gözünden işler nasıl döndüğünü anlamaya çalışmak. Onun gözünden de kendimize bakmak. Sakin kalabilmek. Yoksa duygular aktifleştiğinde her iki tarafta kendini savunur hale geliyor. Tartışmalardan güzel gidebilecek bir ilişki mutsuz bir yuvaya dönüşebiliyor.
-
İnsan kendi yaptıklarına bakıyor. Karşı tarafın yapıp ettiklerine bakmak. Sebeplerine bakmak. Neye rağmen neler yapabildiğine bakmak gerek. Ancak o zaman anlarken adaletli olabiliriz.
-
Diyebiliriz anlayınca çok şey değişiyor.
-
-
-
O kadar tanıdık geldi ki hemde… Evde, sokakta, kendi çevremde -hatta ben bile kim bilir buna benzer neler duymuş ya da söylemişimdir. O kağıt parçasını kağıt parçası olmaktan çıkaran aslında içindekilerdi ama anlamadık. Bundan sonra anlayabilmek ümidiyle…
-
Ne kadar bizden değil mi? oysa insan hep kendi öyküsünün dışında oluyor zanneder.
-
Hepimizin ortak yaşadığı problemlerden biri.
-
-
Gerçekten o kadar anlamadık ki:)
-
kesinlikle ya :))
-
-
-
hassas irdeleme gerçekten de atladığımız şey. hiç bakmıyor okumuyoruz bırbırımızı. bakıyor görmüyor işitiyor duymuyor kalbının hüznünü aklının bulanıklığını algılamak istemiyoruz. çünkü kolay olan suçlamak sen değiş demek kendini haklı görmek.
insanı kendimizin suretinden tanımaya çalışıyoruz oysa onun sureti var.-
Bakmıyor görmüyor işitmiyor olsak yine iyi. Görmeyelim diye gözümüzü çeviriyoruz, duymayalım diye ya biz de konuşuyor ya da başka yere gidiyoruz…
Okumak için önce bakmak anlamak lazım… -
En çok da adil algılama da hata yapıyoruz. Bu sebeple hassas da irdeleyemiyoruz..
-
-
Gerçekten hayatımızdan bir kesit yazmışsınız. Bazen sadece kendimize bakıp bir de üstüne haklı çıkartıyoruz.
-
Sadece bazense yapsak bunu bayağı iyi bence 🙂
-
İnsan ne kadar da kendinden yana dimi 🙂 Trajikomik derecede kendimize problem çıkarıp sonra bir de buna üzülüyoruz.. Oysa beklentiyi düşürsek mutluluk yanı başımızda…
-
Bu kadar kendinden yana olduğu için bu kadar gol yiyor halbuki…
-
-
Okuyunca insan kendinden birşeyler buluyor
-
-
Detayda bakıldığında herkesin kendi
içerisinde verdiği bir mücadele var.
Bunu görebildiğinde telaşa kapılmıyor insan…-
Detay bakmak ne kadar da önemli, değil mi? Yoksa herkesi kendi gibi zannediyor insan, herkes aynıymış yanılgısına düştüğünde de çok şey kaybediyor.
-
-
Görünenin binbir yüzü… Detayda neler neler var aslında kaçırdığımız..
-
İnşaALLAH farkında olanlardan oluruz.
-
-
Her kes gibi bir insan… ama arkasında çok dahada fazlası…
İnsan oğlu yanılır çoğu zaman en çok ta ben haklıyım dediği yerde…
Karşısındakini göremediği yerde… -
Keşke önce ben demeyi bırakıp, sen demeyi öğrenebilsek
-
O kadar azki sen diyebilenler, ilk adımı biz atalım o zaman 🙂 Sen değerlisin 🥰
-
-
Ah insan, hep bana hep bana…
Biraz da sana olsaa… :))-
Yok olmaz 🙈
-
-
Karşısındakinin gözünden nasıl bakabilir insan?
İşte böyle…
Ellerinize sağlık -
İnsanoğlu kendinden yana… Bu denli kendinden yana olupta karşı tarafa hakkını vermek, onun ihtiyaçlarını vermek lig atlatacak birşey.. sadece bir es verip karşı tarafı saniyelik de olsa anlayabilmekten başlanabilir..
İnsan kendinden çıkıp karşı tarafa odaklandıkça aslında Kendi hatalarını kusurlarını da görebiliyor..
İyi düşünen, irdeleyenlerden olmak ümidiyle 🤲-
İnsan ne kadar kendi penceresinden bakarsa o kadar kusur buluyor karşıda. Karşıda kusur buldukça da ilişkiler çıkmaza giriyor, sürekli zarar görülen bir şey gibi geliyor. Halbuki karşıya odaklanıp kişi kendi hatasını da görünce o zaman ilişkiler de güzelleşiyor kişinin kendisi de.
-
-
Hassas irdeleme çok etkileyici bir deyim
-
Oysa karşı tarafın payını, hakkını verdikçe kendi payımız belirgin oluyor 🙂
-
Yazıyı okuyunca insanların hepsinin ortak şikayetleri geldi zihnime, haklı çıkan olmak, hakkını teslim almak, sanırım neyi ne için ve aslında kim için yaptığımızı unutunca kişilerle oyalanıyoruz. Yapmamız gerekeni kim için yapıyor yada yapmıyoruz ?
Çok düşündürücü bir yazı 🖋️ teşekkürler ☺️
-
Ellerinize sağlık👏🏻
-
Yüzünde hala tebessüm, omuzlarında yük…
Hassas irdeleme gerektirir ilişkiler.
Hassasiyet gerektirir duygu ve düşünceler.acı çekerken bıle gülümseyebilmek insanların duygu ve duşuncelerine duyarlı olmak kadar etkıleyıcı bır şey olamaz
-
Çok zor bir şey, kendi acın varken başkasını düşünmek. Kendi yorgunken karşımdaki yorgundur deyip yapılacak işi yapmak… Tabi bu kadar zor olan şeyi yapmak bambaşka şeyler katıyor insana.
-
-
Mesele görünenin arkasındaki görünmeyenleri görebilmek, duyabilmek ve hissedebilmek…
Bir yanıt yazın