
Bu gezegende, bizden milyonlarca kat büyük, tuhaf bir tür yaşıyor. Onlar kendilerine “insan” diyorlar.
Bu satırları onların yaşadığı bir evden yazıyorum. Bir süredir bahçelerinde yaşıyoruz. Ben ve her işimizi düzen ve itinayla yapan kolonim. Sayımız 1300-1500 vardır. Onların sayısı ise üç. Biri anne, biri baba, biri de çocuk.
İnsanları izledikçe çok garip şeyler gözlemliyorum.
Bizim kolonimizde sayımıza rağmen herkesin görevi bellidir. Kraliçe karınca sadece yeni larvaların üremesiyle ilgilenir. İşçi karıncalar koloniyi inşa eder. Asker karıncalar koloniyi korur, hayvan bakıcı karıncalar minik bitleri beslerler. Bekçi karıncalar gözcülük yapar. Bazı karıncalar da kolonideki herkes için yiyecek arar.
İnsanların çoğunda bizdeki iş bölümü gibi net roller yok.
Bir anne, bir baba, bir de çocuk. Ama anne, anne mi baba mı belli değil. Çocuk, çocuk gibi değil. Çocuğa kural koyuyorlar, bu sefer ipi ele aldılar diyorum. İşe dalıyorum, sonra bir bakıyorum yine çocuk istediğini almış.
Çoğu sorunu da buradan yaşıyorlar gibi ama farkında değiller.
“Ağlamayana emzik yok”, yine insanlardan duymuştum. Bizim kolonide istediğin kadar ağla. Sorumluluğunu yerine getirmezsen aç kalırsın.
İnsanlarda; anne herkesin yerine her şeyi yapıyor. Hem çalışıyor, hem ev işlerini yapıyor, hem bahçenin bakımıyla uğraşıyor. Baba olan genelde eve gelince yatıyor ve elinde dikdörtgen bir şeyden kafasını kaldırmıyor. Ona da telefon diyorlar.
Çocuk da televizyon dedikleri parlak bir kutunun başında vakit geçiriyor. Anne onu zorla yediriyor, giydiriyor, uykuya götürüyor. O ise anneye itiraz ediyor. Bizdeki gibi tek vücut olmak için hareket etmiyorlar. Hepsi koloninin merkezinde görüyor kendini. Herkes kendi rahatını düşünüyor. Bizdeki gibi bir koloni bilinci yok.
Çoğunlukla anne ve baba tartışıyor. Anne onları çok sevdiği için ailesinin her yükünü omuzluyor. İyilik yapmadığının farkında bile değil. Kavga ederken şikâyet edip, sonra yapmaya devam ediyor. Aynı döngü devam edip duruyor. Hep üzgün, hep kaygılı ve gergin…
Neden mi?
- İyilik sandıkları aslında iyilik olmadığı için.
- Geldiği bu noktadan dönüş yolunu bulamadığı için.
- Merhameti ve tavizi ayırt edemediği için.
- Geri almaya gücü yetmediğinden vermeye devam ettiği için.
Bizim mesela en büyük amacımız kolonimizin güvenliği ve ihtiyaçlarının giderilmesi… Bunun için de herkes sadece üzerine düşeni yapar. Kimse kimsenin işine karışmaz, alanına girmez. Herkes bir bütünün parçası gibi hareket eder. Tek vücut olabildiğimiz içinde daha sağlam yayılabiliriz. Dünyanın her yerinde yaşayabilmemizin sebebi budur. Tek başına değil, birlikte hareket ederiz ve herkes üzerine düşeni yapar. Aynı hedef doğrultusunda hareket ederiz. Önümüze engeller çıksa da birlikte aşmaya çalışırız.
İnsanlara bakıyoruz, tek hedefleri günü bitirmekmiş gibi geliyor. Para kazanıp yemek yiyorlar, ekran karşısında zaman geçiriyorlar. Çok uyuyorlar, üstelik yemeklerini de saklıyorlar. Biz kolonideki diğer üyeler için yuvaya taşırız, saklamayız.
Sadece ihtiyacımız olan şeylerle ilişki kurarız. Ağaçlar, toprak, bitkiler, bitler ve birbirimizle…
Onların ise genelde ihtiyaçları doğrultusunda değil, istekleriyle hareket ediyorlar. Kiminle nasıl iletişim kuruyorlar belli değil. Bazen birbiri hakkında konuşmak için toplanıyorlar ve çoğu zaman konuyu bir yere bağlamadan dağılıyorlar. Bu da bize çok mantıklı gelmiyor açıkçası.
Keşke onlarla konuşabilseydim, böyle olmaz derdim. Sistemimizi, doğanın bize sunduğu imkanları anlatırdım. Sadece kendimiz için değil, çevremiz ve yakınlarımız için neler yapabileceğimizi anlatırdım. Bu yeryüzünde uyumlandıkça var olabildiğimizi… Herkesin kendi sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğini… Böylece merhamet sandıkları, tavizden uzaklaşabileceklerini söylemek isterdim.
Ya da sadece bir gün bizi gözlemleseler bile yeterdi…
“KARINCALAR TAVİZ VERMEZ” için 15 yanıt
-
Gerçekten bir karınca gözünden ya da şöyle uzaktan kendimizi bir görebilsek neler neler idrak edeceğiz. Öyle güzel bir bakış açısı olmuş ki . Kaleminize sağlık 🌸🌸
-
İnsanları karıncaların gözünden görme deneyimi inanılmaz.
-
Bambaşka bir bakış açısı..
-
-
O kadar doğru ki ‘sadece bir gün bizi gözlemleseler bile yeterdi’ cümlesi…
Doğada her şey bu kadar kusursuzken biz onunla hiç ilgilenmiyoruz. Kendi doğru sandığımız yanlışları yapıp şikayet etmekle uğraşıyoruz. Oysa gözlemleyip örnek alabileceğimiz gözümüzün önünde koca bir doğa var. -
Sakınamayanların mecburi davranışıdır taviz… ister insan ol ister karınca ister başkası…
Sakınanların mecburi davranışıdır merhamet… İster insan ol ister karınca ister başkası.. -
Ne kadar güzel bir açıdan yazılmış, ne doğru, üzerine ne kadar dusunulesi bir yazı….
-
Çok kıymetli bir paylaşıma benim de şahit olduğum bir gözlemi eklemek isterim,
Tarımla uğraştığım aktif bir zaman diliminde tarlada yoğun vakitler geçirme şansım oldu,
Bir gün karıncaların yuvalarını kurarken tamamının aynı yönde olduğunu ve tavaf istikametinde evlerini yaptıklarını gördüm,hiç biri yanılmıyordu yönleri belli idi,günlerce başka yuvalara baktım hepsi aynı yönde idi,hepsi net idi,bu derslere katılım şansından sonra netlik ve yön meselesinin insanda oturmamış olmanın hazeyanını farkettim, -
Karıncadan al haberi :))
Harika bir anlatım… Kaleminize sağlık 👏🏻👏🏻 -
İnsanın kendini dışarıdan görmesi ne kadar degisik
-
Ahh karınca dilin olsa da konuşsan neler anlatırdın kim bilir. Peki kime ?
-
Çok iyi bir yazı olmuş kaleminize saglik💐💐💐
-
Çoğu zaman verdiğimiz tavizlere merhamet maskesi giydirerek yol aldığımızı zannediyoruz🙁
-
Herrkesin kendi sorumluluk alanına sahip çıkıp bir hedef doğrultusunda birleşen olmak bütün mesele.. gerek ailede… gerek ticarette, hayatın içinde her yerde…
-
Herrkesin kendi sorumluluk alanına sahip çıkıp bir hedef doğrultusunda birleşen olmak bütün mesele.. gerek ailede… gerek ticarette, hayatın içinde her yerde…
-
İnsan doğadan kopup beton düzene geçtiğinden itibaren gerçekten uzaklaştı. Roller değişti. Roller değişince de kim ne yapıcak şaşırdı. Tüm kazaları zincirleme yaptı…
Bir yanıt yazın